Site içeriğini görebilmeniz için üye olmanız gerekmektedir...

Üye Girişi

cities in motion

İstanbul'un trafik sorunu nasıl çözülür hiç düşündünüz mü? Veya İstanbul'un trafik sorununu benden başkası çözemez diye aklınızdan hiç geçti mi? Hadi bunları da geçelim, oyun hayatınızda Transport Tycoon'u oynadınız mı? Eğer bu sorulardan herhangi birisine yanıtınız "evet" ise yazıyı okumaya devam edebilirsiniz. Yanıtınız "hayır" ise de yazıyı okumayın ve oyunun aldığı nota bakın, eğer o notu görünce içinizde kıpırdanmalar oluyorsa yine yazıyı okumaya devam edebilirsiniz ya da hızla uçup oyunu satın alabilirsiniz. Cities in Motion'a 1994 yılında piyasaya sürülen Transport Tycoon'un ruhani devamı diyebiliriz. Finlandiya merkezli Colossal Order firmasının ilk oyunu olan Cities in Motion saf bir ulaşım yönetim simülasyonu, benim de merakla beklediğim oyunların arasında olan Cities in Motion bakalım bekleneni veriyor mu?


Trafik dediğin akıp gitmeli, eğer gitmiyorsa sorun var demektir

Cities in Motion'da logosunu ve ismini kendiniz belirlediğiniz bir toplu taşıma firmasını yönetiyor ve içinde bulunduğunuz şehrin ulaşım sorununu çözmeye çalışıyorsunuz (dediğim gibi oyun saf ulaşım yönetim simülasyonu, şehirde ulaşım dışında herhangi birşey inşaa edemiyorsunuz) . Oyunda bulunan şehirler ise Viyana, Berlin, Helsinki ve Amsterdam (şehirler birebir olarak oyuna aktarılmışlar). Evet, İstanbul oyunda yok. Bunun için başlarda çok üzülmüştüm ancak sonradan düşündüm ve İstanbul'un ulaşım sorununu kimsenin çözemeyeceğini anladım ve olmadığına sevindim (firma oyun çıktıktan sonra yeni şehirleri oyuna eklemeyi de düşünüyor, bunu da belirteyim). Cities in Motion'da alıştırma, ana senaryo (campaign), senaryo ve kum havuzu (sandbox) bölümleri bulunuyor. Alıştırma görevlerinde oyunu nasıl oynayacağınız size detaylı olarak anlatılıyor. Ana senaryo bölümünde ise 12 adet senaryo bulunuyor, 4 adet şehirin en görkemli hallerini ve zamanlarını işleyen ana senaryo modunda 12 adet senaryoyu sırayla oynuyorsunuz. Senaryo modunda ise ana senaryo modunda oynadığınız senaryolardan istediğinizi seçip oynayabiliyorsunuz. Benim en sevdiğim bölüm olan kum havuzu bölümünde ise istediğiniz şehri ve istediğiniz yılı seçip oyunu kafanıza göre oynayabiliyorsunuz. Kum havuzu bölümünü oynarken şehirde yaşayan insanlar zaman zaman size görevler verebiliyorlar bu da oyunun bir süreden sonra monoton olmasını engelliyor. Oyunumuz 1920 ile 2020 yılları arasında geçiyor, yani kum havuzu bölümünde isterseniz 1920'den başlayıp 2020'ye kadar gidebilirsiniz. Yıllar geçtikçe şehrin görünümü, ulaşım ihtiyaçları ve yapısı da haliyle değişiyor, 1920 yıllarında tarım alanları fazlayken yıllar ilerledikçe şehirler betonlaşmaya başlıyorlar. Tabii ulaşım için kullandığınız araçlar da yıllar geçtikçe değişiyorlar. Bir ulaşım firması olarak oyunda otobüs, tramvay, metro, deniz otobüsü ve helikopter gibi araçları satın alabiliyor ve güzargahlarını belirleyip onları yola koyabiliyorsunuz.

Cities in Motion'un arayüzü çok başarılı ve akıllıca yapılmış. Araçları kolaylıkla satın alabiliyor ve güzergahlarını rahatlıkla belirleyebiliyorsunuz. Arayüze bir kere alıştıktan sonra herşey yağ gibi kaymaya başlıyor ve komplike güzergahlar yapabiliyorsunuz. Sadece metro inşaa ederken biraz zorlanmıştım ancak ona da zaman geçtikçe alışıyorsunuz. Oyun size gereken (hatta daha da fazlasını) her bilgiyi veriyor. Hangi binada kaç kişi oturduğu, bir iş yerinde kaç kişi çalıştığı, bir okulda kaç öğrencinin okuduğu gibi. Sizler de bu durumlara göre güzargahınızı ve taşımayı hangi araçla yapacağınızı belirliyorsunuz. Otobüs oldukça ucuz va yolcu kapasitesi fazla, ancak çok fazla olduğu zaman trafik tıkanabiliyor ve yolcular duraklarda çok fazla beklemek zorunda kalıyorlar, tabii bu da firmanız için pek de iyi olmuyor. Trafiğin yoğun olduğu yerlerde tramvay veya metro yapmak daha mantıklı oluyor. Bunun haricinde Amsterdam gibi su kanallarının bol olduğu bir şehirde deniz otobüsü taşımacılığı diğer şehirlere göre daha anlamlı oluyor. Helikopter taşımacılığı ise daha çok turistler için güzel oluyor, inşaa etmesi oldukça pahalı olan bu taşımacılığın biletleri de oldukça pahalı oluyor. Bilet fiyatlarını, çalışanlarınızın maaşlarını, araçların ve durakların bakımları için giderlerin ne kadar olacağını sizler belirliyorsunuz. Bilet fiyatı konusunda biraz yapay zeka problemi var gibi gözüküyor. Bilet fiyatlarını örneğin $5'dan $60'a çıkartsanız bile insanlar araçlarınıza binebiliyorlar. Tabii bu sürekli devam etmiyor, ancak en az 3, 4 ay araçlarınıza fiyat artmamış gibi biniyorlar. Umarım bu hata yakında düzeltilir çünkü insanları sömürerek kolay yoldan para kazanabiliyorsunuz. Bunların haricinde reklam kampanyaları düzenleyebiliyor ve gerekirse bankalardan borç alabiliyorsunuz. Her ne kadar kolay yoldan para kazanabiliyorsunuz dediysem de oyunda para kazanmak oldukça zor (hatta gereğinden fazla zor, yıllarca SimCity oynadım ancak onda bile bu oyundaki kadar para sıkıntısı çekmedim). Eğer çok fazla para kazanmak istiyorsanız tıkır tıkır işleyen bir ulaşım sistemine sahip olmanız gerekiyor, haliyle bunu yapmak da çok zor hele ki büyük şehirlerde. Cities in Motion'da detaylı bir harita editörü de bulunuyor, bu editör ile hayalinizdeki şehiri kolayca yapabilir ve o şehirin ulaşım sorununu oyunda çözebilirsiniz.


Keşke tüm şehir yönetim simülasyonlarının grafikleri böyle olsa

Cities in Motion'un grafikleri için şu ana kadar bir şehir yönetim simülasyonunda gördüklerinizin en iyisi diyebilirim rahatlıkla (gerçi Tropico 3'ün de grafikleri çok iyiydi). Grafikler olağanüstü güzel gözüküyorlar. Şehirde dolaşan insanlar, trafiğin akışı, uçan uçaklar ve helikopterler... Hatta bazı şehirlerde futbol sahaları da bulunuyor, oyunda bu sahaları görünce merak ettim ve biraz izleyeyim dedim. Biraz süre geçtikten sonra 2 takım sahaya çıktı ve maç yapmaya başladılar, oyuncuların paslaşmalarını, gol atmalarını, gol attıktan sonraki sevinçlerini bile yapmışlar (Colossal Order'ın ayrıntılara çok önem verdiği buradan belli oluyor, ayrıntı demişken firmanın CEO'sunun ve çalışanlarının yarısının bayan olduğunu söylemiş miydim?). Kısacası grafikler ve animasyonlar benden tam puan almayı hak ediyor. Zaten Finlandiya bazlı firmalar grafik konusunda aşmış oluyorlar. Remedy Entertainment, Futuremark ve şimdi de Colossal Order'ı da bu iki firmanın yanına koyabiliriz. Her güzel grafikli oyun gibi Cities in Motion da bu grafikleri gösterebilmek için hayli iyi bir sistem istiyor. Çok güvendiğim sistemim bile büyük şehirlerde ve trafiğin yoğun olduğu alanlarda bir hayli yavaşladı. Optimizasyon her ne kadar iyi olsa da bu iyi grafikleri görebilmenin bir bedeli olmalı değil mi?

Trafiğin içine karışmadıkça sesi hoş gelir!

Oyunumuz ses konusunda da insanı tatmin edebiliyor. Bir ulaşım yönetim simülasyonundan ne istiyorsanız bu oyunda da onu buluyorsunuz. Sesler ne iyi ne de kötü, ortalama diyebiliriz. Oyunda bulunan her aracın sesi aşağı yukarı birbirine benziyor ancak yine de kaliteliler, zaten siz ulaşımı düzenlemeye uğraşmaktan pek de seslerle ilgilenemiyorsunuz. Müziklere gelecek olursak; oyunda bulunan müzikleri pek beğenmediğimi söylemeliyim. Her ne kadar müzikler oyunun yapısına uygun olsa da bir süre sonra tekrar ediyorlar ve insanın başını ağrıtabiliyorlar. Eğer oyunda müzik delisi değilseniz müzikleri kapatın veya arkada radyo açın.


Sadece $19.99'a sınırsız eğlence istiyorsanız buraya gelin

Transport Tycoon oynayarak büyümüş biri olarak Cities in Motion'dan çok şeyler bekliyordum ve beklediklerimi de aldım. Steam ve GamersGate'de sadece $19.99'a satılan bu oyun aslında satıldığı fiyattan beklenemeyecek kadar fazla eğlence sunuyor. Saatlerce uğraşıp şehrin ulaşım sorununu düzene soktuktan sonra oturuyorsunuz ve yine saatlerce şehirde yaşayan insanların neler yaptıklarını izliyorsunuz. Sizin belirlediğiniz güzargahlardan geçen otobüslerin dolup taştığını görünce mutluluktan uçuyorsunuz. Bir çok oyunda adam öldürdükten sonra bu oyunu açıp rahatlayabilirsiniz, hatta dediğim gibi rahatlamayı bırakın başından kalkamayabilirsiniz. Bir takım eksikliklerine, gereğinden fazla zor oluşuna ve yüksek sistem ihtiyaçlarına rağmen Cities in Motion içinde bulunduğumuz yıllar için türünün tek örneği. Eğer Transport Tycoon'u sevdiyseniz veya onu da bırakın, trafiğe ilgi duyuyorsanız ve İstanbul'un trafik (ulaşım) sorununu benden başkası çözemez diyorsanız gidin ve bu oyunu alın, pişman olmazsınız. Herkese iyi oyunlar.